13/5/2008 - Bİ BEŞ DAKİKAN VAR MI??? |

Büyükçe bir parkın banklarından birinde orta yaşlı bir adam uzakta oynamakta olan oğlunu seyrediyordu. Bu sırada yanındaki banka bir kadın ilişiverdi usulca. Kaydıraktan kayan kırmızı tişörtlü çocuğu işaret etti: 'Şu kayan benim oğlum!' 'Allah bağışlasın, pek güzel bir çocuk!' dedi adam. 'Salıngaçtaki mavi gömlekli de benim oğlum!' Sonra saatine bakıp, oğluna seslendi, 'Ne dersin Ahmetçiğim eve dönelim mi?' Ahmet yalvarırcasına konuştu; 'N'olur baba, beş dakika daha!' Adam başını sallayarak onayladı. Ahmet salınmaya devam etti. Aradan dakikalar geçti, adam oğluna tekrar seslendi: 'Gidelim mi Ahmet?' Ahmet tekrar yalvardı babasına, 'N'olur baba, beş dakika daha!' Bu sırada, tahter*******lide bir arkadaş bulmuştu kendine. Adam tebessüm etti, yerine oturdu: 'Tamam, tamam!' Bu sırada kadının sesini duydu. 'Ne güzel, pek sabırlı bir babaya benziyorsunuz!' Adamın yüzünde buruk bir tebessüm belirdi, 'Büyük oğlum Ali'ye geçen yıl tam burada sarhoş bir sürücü çarptı. Onun acısı hâlâ yüreğimde. Ali ile yeterince vakit geçiremedim. Şimdi hayatta olsaydı, bir beş dakika onunla birlikte olmak için neler vermezdim ki! O gün, aynı hatayı Ahmet'te yapmayacağıma yemin ettim. O her defasında sallanmak için bir beş dakika daha kazandığını düşünüyor. Ama aslında, ben onu seyretmek için beş dakika daha kazanıyorum.' Nice beş dakikayı bir sonraki saatin başına yetişmek için ayağının altına taş diye alırsın. Aradan çıkarılası, önemsiz, kayda değmez bir süredir beş dakika... Saat 10'a beş varsa, yahut 10'u beş geçiyorsa, görmezsin beş dakikayı, yuvarlarsın onu hiçliğe. Belki önce sen yuvarlanırsın iğretiliğe; 'saat 10' dersin kısaca. Yok gibidir beş dakika... O yok olmasa bile, sen yoksundur onun içinde... Kendini bir türlü yakıştıramazsın beş dakikanın aynasına. Gölgelik bile değildir o. Telaşların, koşturmaların hammaddesi, suskun ve uysal köşe taşları gibidir. Yontulup atılır bir köşeye. Çıkıntıdır en fazla; pürüzsüz akıp geçen zamanın içinde kendinden utanan bir tümsektir; ihmale gelir bir küsurattır. Sığmaz ki insan beş dakikaya... Beş dakikaya başını dayayıp uyuyamazsın. Beş dakikaya kalbini, arzularını, ideallerini sığdıramazsın. Şöyle koltuğa kurulur gibi rahatça kurulamazsın beş dakikanın içine. Hasta karyolasının ucuna bitişir gibi oturursun orada. Sanki düşecekmiş gibisindir oradan. Birkaç dakikaya kalmaz kaldırılacaksındır. Az sonra son nefesini verecek, alıp başını gidecek beş dakika... Kimsenin umurunda olmayan bir hasta gibi, kimsenin umursamadığı son nefes gibi, kimsenin şehir nüfusundan düşmeyi düşünmediği sıradan bir cenaze gibi... Uzanamaz ki insan kalbi beş dakikaya... Beş dakika eğreti durur. Sen de eğretileşip öyle girersin onun içine... Hatırı yoktur beş dakikanın ömründe. Z/amansız bir bıçak sırtıdır o. Ne oradasın, ne burada. Sanki yastıktan kalkmış bir başın ardı sıra bıraktığı bir çukur. Uyumuşluk alameti,mahmurluk nişanesi. Beş dakika geldiği gibi gidecek bir gemi. Yandığı gibi sönecek ince bir kıvılcım. Adını bilmediğin bir dağın hiç adım atamayacağın yamacında bodur bir ağacın dalından gece yarısı düşüveren sarı kuru yaprak gibi düşer beş dakikalar ömrün rahminden... Kimsenin canı yanmaz beş dakika tükenirken. Kimsenin içinden bir şey kopmaz beş dakika daha ileri gitmişse zaman. Göğsünden zoraki aşk emmeye çalışan üvey evladındır beş dakika... Hiç ummadığın bir anda çıkagelirse, başını sokarsa kapıdan içeri sevinmezsin, sevinemezsin. Alıp başını giderse de aldırış etmezsin. Kaybını hesaba katmazsın. Eksikliğini eksik bilmezsin. Ömrün cüzdanında harcanacak bozuk paradır beş dakika... Vitrinlerin parıltısıyla dilenen, billboardların ışıltısıyla dillenen tüketim dilencilerinin ellerine bırakırsın onu umursamadan. Tesellileşirsin beş dakikalar üzerinden. Dilenciler 'hiç yoktan iyidir' deyip rahatlar ya bozuk parayı. Sen de 'elini boş çevirmedim hiç olmazsa' deyip rahatlarsın beş dakika ayırmakla. 'Hiç yoktan iyidir!'lerin dizi dibinde yetim bir çocuk gibi elbisesiz, süssüz, tesellisiz sürünür beş dakika... Hayatın yırtık cebinden kayıp düşen yarı çiğnenmiş bir sakızdır beş dakika. Köşede unuttuğun, küstüğün kırık ve puslu ayna gibi, yüzünün rengini, gözünün ışıltısını çok görürsün ona. Gövdeni koymazsın karşısına. Oysa, ömür dediğin 'beş dakika'lardan ibaret değil mi? Beş dakikaların içinde saklı oysa kelebeklerin çiçekleri göğe katan kanat çırpışları. Beş dakikaların başında bekliyor oysa hiç lekesiz tebessümü sevenlerinin. Beş dakikaların ortasında pusu kurmuştur oysa, ömür boyu sürecek sevdaların ilk bakışı. Beş dakikaların usulca örttüğü boşlukta kıpır kıpır yaşamaktadır sonralara sürgün ettiğin aşkların yalımı. Orada seni bekleyen 'dudaklarına borçlandığın ve hiç ifade edilememiş sözlerin olmalı, ürkek ve çekingen...' Tir tir titreyen bir serçedir beş dakika avuçlarının içinde. Parmaklarının arasında bekliyor, olan bitenden habersiz... Bir dokunsan gözlerinle, bir okşasan sözlerinle... Beş dakikaya kalmadan kanat çırpacak serçe. Beş dakikaya kalmadan minik bedeninden dışarı taşacak. Beş dakika içinde sonsuzun saklı olduğunu bilecek... Göklere hayat dolu bir kanat daha değecek... Varlığın göğünde bir kanat da sen olacaksın beş dakikada... Varlığın göğsüne bin can olacaksın beş dakikada... Çok geç kalıp da, 'Bir beş dakika daha... N'olur bir beş dakika daha...' demeden...
SENAİ DEMİRCİ
|
| • 0 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |

10/5/2008 - ANNELER GÜNÜ |

CANIM ANNEM.SENİ NASIL SEVDİĞİMİ,NASIL ÖZLEDİĞİMİ ANLATMAYA KELİMELERİM ACİZ KALIR.SENİ ÇOOK SEVİYORUM. |
| • 1 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |

7/5/2008 - dedim |

Dedim: Çok yalnızım. Dedin: ... فَإِنِّي قَرِيبٌ Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186
Dedim: Evet biliyorum sen bana yakınsın ama ben senden uzağım, keşke ben de sana yakın olabilseydim. Dedin: وَاذْكُر رَّبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعاً وَخِيفَةً وَ دُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالآصَالِ Rabbini sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Araf-205
Dedim: Buda senin yardımını ister Dedin: أَلَا تُحِبُّونَ أَن يَغْفِرَ اللَّهُ لَكُمْ ALLAH'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Nur-22
Dedim: Tabii ki, beni affetmeni çok isterim. Dedin: وَاسْتَغْفِرُواْ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُواْ إِلَيْهِ(Öyleyse)Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tövbe edin. Gerçekten benim rabbim, esirgeyendir, sevendir. Hud-90
Dedim: Çok günahkârım, bu kadar günahla ben ne yaparım? Dedin:أَلَمْ يَعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ هُوَ يَقْبَلُ التَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِهِ ALLAH'ın, kullarının tövbesini kabul edeceğini.. ve ALLAH'ın tövbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen olduğunu hâlâ bilmezler mi? Tevbe-104.
Dedim: Defalarca tövbe edip tövbemi bozdum, artık yüzüm kalmadı. Dedin: اللَّهِ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ (2) غَافِرِ الذَّنبِ وَقَابِلِ التَّوْبِِ ALLAH aziz ve bilendir, o günahları bağışlayan ve kullarının tövbesini kabul edendir. Ğafir-2/3.
Dedim: Bunca günahım var,hangisinin tövbesini yapayım?! Dedin: إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًاALLAH bütün günahları bağışlayandır. Zümer-53.
Dedim: Yani yine gelsem yine beni bağışlar mısın? Dedin: وَ مَن يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ اللّهُALLAH'tan başka günahları bağışlayacak olan yoktur. Ali İmran-135.
Dedim: Ne kadar güzelsin ALLAH'ım! Bilmiyorum bu sözlerin karşısında niçin böylesine içim içime sığmıyor ve erimeye başlıyorum, seni çok seviyorum. Dedin: إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَ يُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ Şüphesiz ki ALLAH tövbe edenleri ve temizlenenleri sever.
Birden 'İlahım ve Rabbim benim senden başka kimim var' dedim. Sen de أَلَيْسَ اللَّهُ بِكَافٍ عَبْدَهُ 'ALLAH kuluna yetmez mi?' (Zümer-36) dedin.
Dedim: Sen ki beni bu kadar çok seviyorsun ve bana karşı bu kadar iyisin ben ne yapabilirim? Dedin: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا (41) وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا (42) هُوَ الَّذِي يُصَلِّي عَلَيْكُمْ وَمَلَائِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَكَانَ بِالْمُؤْمِنِينَ رَحِيمًا Ey inananlar! ALLAH'ı çokça zikredin. Ve O'nu sabah-akşam tesbih edin. Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmetini gönderen Odur. Melekleri de size istiğfar eder. ALLAH, müminlere karşı çok merhametlidir. Ahzap-41/43.
Kendi kendime dedim: ALLAH'ım seni çok seviyorum
|
| • 2 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |

22/4/2008 - kardeşlik |
|

HALİL İBRAHİM BEREKETİ..... Büyük din ve bilim adamlarından Ulu Arif Çelebi......anlatıyor : Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış.... Büyüğü Halil.... Küçüğü ise İbrâhim... Halil, evli çocuklu. İbrahim ise bekârmış... Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin... Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederlermiş.. Bununla geçinip giderlermiş... Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı. İkiye ayırmışlar.... İş kalmış taşımaya.... Halil, bir teklif yapmış : İbrahim kardeşim ; Ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle. Peki abi demiş İbrahim... Ve Halil gitmiş çuval getirmeye.... O gidince, düşünmüş İbrahim: Abim evli, çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine Böyle demiş ve, Kendi payından bir miktar atmış onunkine... Az sonra Halil çıkagelmiş. Haydi İbrahim...! Demiş, önce sen doldur da taşı ambara. Peki abi...! İbrahim, kendi yığınından bir çuval doldu rup düşer yola.. O gidince, Halil'i düşünür bu defa: Der ki: Çok şükür, ben evliyim, kurulu bir düzenim de var. Ama kardeşim bekâr. O daha çalışıp, para biriktirecek. Ev kurup evlenecek. Böyle düşünerek, Kendi payından atar onunkine birkaç kürek..... Velhasıl , biri gittiğinde, öbürü, kendi payından atar onunkine. Bu, böyle sürüp gider..... Ama birbirlerinden habersizdirler. Nihayet akşam olur. Karanlık basar. Görürler ki, bitmiyor buğdaylar. Hatta azalmıyor bile.... Hak teala bu hali çok beğenir. Buğdaylarına bir bereket verir, bir bereket verir ki ... Günlerce taşır iki kardeş , bitiremezler. şaşarlar bu işe... Aksine çoğalır buğdayları. Dolar taşar ambarları. Bugün 'Bereket' denilince, bu kardeşler akla gelir. Bu bereketin adı : Halil İbrahim bereketidir... ALLAH HEPİNİZE HALİL İBRAHİM BEREKETİ VERSİN
|
| • 5 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |

|
Hakkımda
YAĞMUR:SENİ BEKLEYEN BİR TAŞDA BEN OLSAYDIM;ÇÖLDE SENİ ÖZLEYEN BİR KUŞDA BEN OLSAYDIM;YERYÜZÜNDE SENİ BİR GÖRMÜŞDE BEN OLSAYDIM.BEN OLSAYDIM.......
Kategoriler
dinhadishikayeISLAM ALIMLERIkitapmevlanadan hikayelerSANATSEVGILI PEYGAMBERIMsiir
Arkadaşlarım
• karakalemler • agyar • birzerre • needtoyou • dergahli • vidos81 • mehmetbeydemir • rahmetderyasi • corcianaz • Mansur • gurbeteller • kehkesani • ResuleVuslat • vahdetfm • dinahlakokulu • bilimhaberleri • asu42 • ruzun • dantelsayfam • englishgrammer • huseyinizgi1984 • sibelizgi • agustosyagmuru50 • esmaveda • RuKiYeCe • yolcugidiyor • kbveasu • yenicelibusra • byHaktan1 • byHaktan • islamiresimgalerisi • nurunsepetindekiler • hayatnerede • aydanur42 • hasbihalim • KulbeiAhzan • sivist • subat75 • ebrugiller • melikenur81 • siyahpatya • sadhezarnur • nurgulden • mehmetorhandurdu • yezdanla • 1001kopru • gulkokulum • dualarla • abunaar • rufeydem • sevgipinari01 • ruhsaldr • ferzane • Sensizken • NuruHilal • nalezarr • adasu08 • safakkk • derelipasa • kosedekigolge
|