HAYIRLI CUMALAR
26/6/2008 · Kategori: siir

İŞTE BÖYLEDİR BAZEN
rüyaları esrik eden;
bu talan sonrasi kül kokusu,
kimden kaldı geriye;
buğulanırken gökyüzü, bilmem ki kaçıncı mevsimde
düştü bardağıma,
bu söndüren, ama öldürmeyen
sirkat...
hayat sızısı cenneti yürütür annenin ayaklarına,
bir şeye benzemez yanında yüzüm,
diyarına uğramaz
sonsuza uzayan sancıdır hüznüm,
ölüm telaşı sarar da masmavi ufukları,
okyanusu söyleten, kara topraktır
firkat..
uzak yol denizlere biner şimdi gemilerim,
giden gelmesin diye bunca beklediğim;
mağrur bir adaya uğrar da bende şiir,
dört yanı kaybolmuş bir adam gelir,
yıldızlar indiğinde avuçlarıma,
kimselere denmeyen, özlenendir;
hilkat..
bir gün olur, her gün özlediğim ölüm,
yaralarına sürülür bu gizli kör düğümün,
bulutlarını seyre dalar da şehrimin,
muştusunu önce sana getirdiğimde öldüğümün,
durdukça gönülde közlenendir;
vuslat..
dumandan görünmez olur dağlarin tepeleri,
bazı olur arşa değdiririm ellerimi,
sığ sulara iner de gözlerim kimi zaman,
bir katrede kaybolur mekan,
alevden oklarına saldığında gözlerimi,
cemalini gösteren, özletendir
mir'at..
yandığımda ölüme,
akılda sakil bir sualdir
gönlüme dolanır geçemediğim köprüler,
yine de her tepenin ardina sürükleyen merak,
aradığın bir ötededir derler..
ama hiç bitmeyen seferidir insanin,
sonsuza bakarken şairi söyletendir
sır/at
yetimlik taht kurar ya dünyanın uğultusunda,
zamanı olmayan masalları gösterir saat,
kimi sabaha vurur kanepemin uykusunda,
isim bulunmaz yürüdüğün yerler için,
ki aslinda bu sokakların kuytusunda,
melalin fırçasıyla,
gözyaşı renginde beklenendir
şefkat
Kimlerin aynasında eskiyen elbiseler,
Yalındır ayak, yalandır aydınlığı içimin,
Bayramlığımla elini öpmek isterim,
Sen gelme üzerin kirlidir derler..
Gözyaşına benzer, bu demde içilendir
Üryan düşmüşken baharı tutan eller,
Bin bir elemle ömre biçilendir
hil'at
sende yer ile yeksan, dört yani mamur,
bahar muştusuyla giden,
fersiz rüyalara kalk diyen bir sadadır
ardında yetim bir orduya hayat veren,
bir daha görülmeyen rüyadir,
murad
kaç el vurulmalı daha gönül,
ömür kaça bölünmelidir
duymak için hırkanın kokusunu
iyisi mi daha görmesin diye
gözlerimin koyusunu,
vehminde kaybolan firari bir gölgedir
kim nereden devşirsin elifi heyhât
ve işte böyledir, böyledir bazen
gece perdesini indirince yeryüzüne
ölümü özletendir
hayat
Mehmet Zübeyir KOÇULU
Mayıs 2008 Dimaşk




